
Virginia Üniversitesi’nden araştırmacılar, fiziksel temasın, sosyal bağlanma duygusunu geliştirdiğini söyleyerek el ele tutuşmanın ilişki açısından gerekli olduğunu belirtti. Buna göre el ele tutuşmak, yalnız olduğumuzu hissettiğimizde beynimizin gönderdiği “tehdit” sinyallerini azaltıyor. Partnerimizin fiziksel dokunuş yoluyla verdiği güvence, beynimizin stresli durumlara verdiği tepkiyi modüle ediyor.
Eller, parasempatik sinir sistemimizin merkez üssü olan beyindeki vagus sinirine bağlanan hassas sinir lifleriyle yüklüdür. Bu sistem, ruh halinin kontrolü, bağışıklık tepkisi, sindirim ve kalp atış hızı dahil olmak üzere çok çeşitli önemli bedensel işlevleri denetler. El tutma ve sarılma şeklindeki fiziksel temas aynı zamanda beyinde insanların birbirlerine bağlı hissetmelerine yardımcı olan oksitosin ve serotonin gibi iyi hissettiren kimyasalların salınmasını da tetikler.
Stresli durumlarda sevilen birinin elini tutmanın beyin üzerindeki olumlu etkilerini belirlemek için yapılan bir deneyde, katılımcılara elektrik şoku verileceği söylendi. Deneyde, yabancı birinin elini tutan katılımcılar, beyinde tehdit tepkisinde bir azalma gözlemlendi. Kocalarının ellerini tuttuklarında ise yaşadıkları rahatlama duygusu daha da arttı. Çiftler ilişkilerinde ne kadar mutlu olduklarını söylerse, partnerlerinin eli, beyindeki şok tepkisini o kadar bastırdı. Ekip ayrıca, el ele tutuşmanın yokluğunun beyin aktivitesinde dikkate değer bir değişikliği tetiklediği sonucuna vardı.
El ele tutuşmak aynı zamanda oksitosin üretimini de başlatır. Bu “aşk hormonu”, insanların toplumda ihtiyaç duyduğu sosyal bağ ve bağlılığı güçlendirmeye yardımcı olur.
















Reklam & İşbirliği: [email protected]