İsrail vahşetinin Gazze’deki büyük yıkımı ve tahribatıyla ilgili raporlar, şehirdeki neredeyse tüm binaların ya yıkıldığını ya da zarar gördüğünü gösteriyor. Resmi rakamlara göre, İsrail’in soykırımı nedeniyle doğrudan zararın 50 milyar doları aştığı belirtiliyor. İsrail ordusunun, Filistinlilerin direnişine karşı güçlü bir caydırıcılık oluşturmak amacıyla ev yıkımlarını bir cezalandırma aracı olarak kullandığı tarih boyunca görülüyor. Ev yıkımları Filistin’deki İngiliz Mandası’na kadar uzanırken, 1967 sonrasında Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nin işgal edilmesiyle bu uygulama genişledi.
İsrail ordusu, yıkım operasyonlarında çeşitli askeri araçlar kullanmıştır. Özellikle silahlı direnişçilerin bulunduğu binaları yıkmak için ağır zırhlı araçları tercih etmiştir. Ayrıca, patlayıcı madde yerleştirme gibi yöntemler de sıkça supertotobet giriş kullanılmaktadır. İsrail Dışişleri Bakanlığı hukuk müşaviri Theodor Meron, ev yıkımlarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini açıkça itiraf etmiş ancak bu durum herhangi bir etki yaratmamıştır. İsrail Savunma Bakanlığı 2005’te ceza niteliğindeki ev yıkımlarını durdurma kararı almış ancak bu karar uygulanmamıştır.
Uluslararası hukuktaki ev yıkımları, 1949’da çıkarılan Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nde düzenlenmiştir. Sözleşmeye göre, işgalci güçlerin özel mülklere zarar vermesi yasaktır. Ancak İsrail, Filistin topraklarının Sözleşmeye taraf devlet olmaması nedeniyle bu hükümlerin uygulanmayacağını iddia etmektedir. İnsan hakları örgütleri, bu iddiayı kabul etmemekte ve uluslararası hukukun tüm alanlarda geçerli olması gerektiğini savunmaktadır.
Reklam & İşbirliği: [email protected]