
Medipol Koşuyolu Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Serpil Değirmenci, çocuklarda sık tekrarlayan ağız yaralarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Değirmenci, aftların sadece enfeksiyon kaynaklı olmadığını, vitamin eksiklikleri, stres veya bazı otoimmün hastalıkların da belirtisi olabileceğini vurguladı. Bu durum, çocukların yemek yeme alışkanlıklarını ve günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir.
Uzm. Dr. Serpil Değirmenci, demir, B12 vitamini, folik asit ve çinko eksikliklerinin ağız yaralarının önemli nedenleri arasında yer aldığını açıkladı. Çocuklarda bu tür vitamin ve mineral eksikliklerinde tekrarlayan aftların sıkça görüldüğünü ifade etti.
Stresin de aft oluşumunda kritik bir faktör olduğunu belirten Değirmenci, sınav dönemlerinde veya yoğun stres altında bulunan çocuklarda ağız yaralarının daha sık ortaya çıktığını gözlemlediklerini söyledi. Uzun süren veya sık tekrarlayan ağız yaralarının nadiren bazı otoimmün ve sistemik hastalıkların belirtisi olabileceği uyarısında bulundu.
Ağız içindeki yaraların bazen lokal travmalara bağlı gelişebildiğini aktaran Uzm. Dr. Değirmenci, sert diş fırçası kullanımının ve hatalı fırçalama tekniklerinin aft oluşumunu artırabileceğine dikkat çekti. Çocuğun dilini veya dudağının iç kısmını ısırmasının da ağız yaralarına yol açabileceğini belirtti.
Bu nedenle yumuşak diş fırçası kullanımı ve doğru diş fırçalama alışkanlığının önem taşıdığını vurguladı. Ayrıca, bazı diş macunlarında bulunan Sodyum Lauryl Sülfat (SLS) maddesinin aftları tetikleyebildiğini, bu maddeyi içermeyen diş macunlarının tercih edilmesini önerdi.
Aft tedavisinde hem ağrıyı azaltmak hem de yaraların hızlı iyileşmesini sağlamak amacıyla çeşitli sprey ve kremlerin kullanılabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Değirmenci, beslenmenin de iyileşme sürecinde önemli bir rol oynadığını kaydetti. Ilık, asidik olmayan ve püre kıvamındaki gıdaların tercih edilmesi gerektiğini belirtti.
Ağız yaralarının üzerine limon veya tuz gibi maddelerin uygulanmasını kesinlikle önermediklerini dile getiren Değirmenci, bu tür uygulamaların hassasiyeti ve ağrıyı artırabileceği konusunda uyardı. Ağız yaralarının iki haftadan uzun sürmesi veya karın ağrısı, ateş ve eklem ağrısı gibi ek belirtilerin eşlik etmesi durumunda mutlaka bir hekime başvurulması gerektiğini söyledi. Erken değerlendirmenin altta yatan nedenin ortaya çıkarılmasında kritik olduğunu vurguladı.






















Reklam & İşbirliği: [email protected]