
Acıbadem Sağlık Grubu, her yıl Ekim ayında düzenlenen Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında “Seven fark eder” adlı yeni bir kampanya başlattı. Kampanya, kadınların kendi sağlıklarını ve sevdiklerinin sağlığını önemsemeleri, düzenli kontrollerini aksatmamaları çağrısında bulunuyor. Acıbadem Ataşehir Meme Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Metin Çakmakçı, meme kanserinde erken tanının hayati önem taşıdığını belirtti.
Prof. Dr. Çakmakçı, “Benim hiçbir şikayetim yok” düşüncesinin erken tanı fırsatını engellediğini vurguladı. Düzenli kontrollerin bu nedenle büyük önem taşıdığını ifade etti. Gelişen görüntüleme yöntemlerinin erken tanıyı kolaylaştırdığını da sözlerine ekledi.
Ayrıca, fazla kilo, menopoz sonrası obezite, fiziksel aktivite azlığı, sigara ve alkol kullanımı gibi faktörlerin meme kanseri riskini artırdığını dile getirdi. Bazı hormonal tedavilerin de riski yükselttiğine dikkat çekti.
Prof. Dr. Metin Çakmakçı, memede yeni oluşan sert, düzensiz veya büyüyen kitlelerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Her kitlenin kanser olmadığını, ancak uzman hekim kontrolünün şart olduğunu vurguladı. Uzman, 30 yaşındaki bir kadında kitlelerin yüzde 90 oranında iyi huylu olduğunu, 60 yaşta ise bu oranın yüzde 50’ye düştüğünü açıkladı.
Memelerden birinde ani gelişen belirgin büyüme, küçülme, şekil değişikliği veya asimetri durumlarında hekim muayenesi öneriliyor. Bu değişikliklerin kısa sürede ortaya çıkması, değerlendirme gerektiren önemli bir işaret olarak kabul ediliyor.
Meme derisinde daha önce görülmeyen çöküntüler, içeri çekilmeler, portakal kabuğu görünümü, kalınlaşma veya şişlikler meme kanseri belirtisi olabilir. Bu tür değişiklikler, tümörün deri altındaki dokularla etkileşimini gösterebilir.
Meme başının içeri doğru çekilmesi, yön değiştirmesi veya çevresinde yeni oluşan değişiklikler dikkate alınmalıdır. Özellikle tek taraflı ve aniden ortaya çıkan meme başı değişikliklerinde uzman hekime başvurmak büyük önem taşır.
Emzirme dönemi dışında meme başından kendiliğinden gelen, özellikle kanlı akıntıların değerlendirilmesi gerekiyor. Her akıntının kanser anlamına gelmediği, ancak tek memeden gelen ve sıkıştırma olmadan oluşan akıntıların ihmal edilmemesi gerektiği belirtildi.
Meme derisinde yeni gelişen kızarıklık, pullanma, tahriş, kalınlaşma veya meme başı çevresinde geçmeyen deri değişiklikleri meme kanserinin işaretleri arasında yer alabilir. Bu bulguların enfeksiyon veya dermatolojik nedenlerle de ortaya çıkabileceği, ancak düzelmeyen durumlarda kanser olasılığının dışlanması gerektiği ifade edildi.
Koltuk altında veya köprücük kemiği çevresinde yeni ortaya çıkan bir şişlik veya ele gelen lenf bezi, meme kanserinin lenf bezlerini etkilediği durumlarda görülebilir. Enfeksiyon gibi başka nedenleri de olabileceği, ancak açıklanamayan ve büyüyen şişliklerin uzmanlarca incelenmesi gerektiği vurgulandı.
Prof. Dr. Metin Çakmakçı, meme kanseri tarama ve kontrol programlarının kişiye özel planlanması gerektiğini aktardı. Yaş, aile öyküsü, genetik riskler ve meme yapısı gibi faktörlerin bu planlamada göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.
Özellikle ailesinde meme veya yumurtalık kanseri öyküsü bulunan kadınların risk değerlendirmelerini daha erken yaşlarda yaptırmaları önem taşıyor. Erken tanının meme kanseri tedavi başarısını artıran en kritik faktörlerden biri olduğunun altını çizdi.
40 yaş altındaki risk grubundaki kadınların düzenli ultrasonografi ve MR kontrolleri yaptırması tavsiye ediliyor. 40 yaş sonrası kadınlar için ise her yıl ultrasonografi ve mamografi yaptırmak, erken tanı şansını önemli ölçüde artırıyor. Ekim ayının sadece farkındalık değil, aynı zamanda kendi sağlığının sorumluluğunu alma ve şüpheli durumlarda zaman kaybetmeden hekime başvurma ayı olduğu vurgulandı.






















Reklam & İşbirliği: [email protected]