
İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Zooloji Kürsüsü Başkanı Curt Kosswick ve eşi Leonore Kosswick tarafından 1938 yılında keşfedilen Kuş Cenneti Milli Parkı, Türkiye’nin gurur kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor.
Manyas Gölü kıyısında bulunan Kuş Cenneti, göçmen kuşların konaklama alanlarını korumak ve zengin kuş çeşitlerini ziyaretçilerle buluşturmak amacıyla oluşturulmuştur. 1976’da Avrupa Konseyince “A Sınıfı Diploma” ile ödüllendirilen milli park, tabiatın en iyi korunduğu yerler arasında yer almaktadır.
Türkiye’nin “sulak alanların korunması sözleşmesi” olan RAMSAR’ı onaylamasıyla Kuş Cenneti ve Manyas Gölü, RAMSAR alanları listesine dahil edilmiştir. Bu sayede bölgedeki doğal yaşamın korunması ve sürdürülebilirliği sağlanmaktadır.
Göl ve milli park çevresinde bulunan plankton açısından zengin su, yabani hayatın çeşitliliğini desteklemektedir. 266 kuş türünden 105’i her yıl bölgede kuluçkaya yatmaktadır.
Tepeli pelikan, karabatak, küçük karabatak, gece balıkçılı, alaca balıkçıl, gri balıkçıl, küçük ak balıkçıl, çeltikçi, kaşıkçı, bıyıklı sumru ve tepeli batağan gibi pek çok kuş türü, Kuş Cenneti’nde üremeye devam etmektedir.
Kuş Cenneti Milli Parkı Şefi Ayşegül Coşkun Akpulat’a göre, milli parkın turizme katkısı oldukça fazladır. Ziyaretçiler, kuş gözlem kulesi, sergi salonu ve canlı kamera görüntüleriyle keyifli zaman geçirebilmektedir. Özellikle öğrenciler, öğretmenleri eşliğinde ücretsiz olarak milli parkı ziyaret edebilmektedir. Kuşlar hakkında bilgi verilen ziyaretler, eğitici ve keyifli bir deneyim sunmaktadır.
















Reklam & İşbirliği: [email protected]