
Prof. Dr. Cem İbiş, karaciğerde tespit edilen kitlelerin genellikle uzun süre belirti vermediğini, ancak sağ üst karın bölgesinde dolgunluk, ağrı, açıklanamayan kilo kaybı ve iştahsızlık gibi semptomların dikkate alınması gerektiğini belirtti. İbiş, karaciğerin yüksek yenilenme kapasitesi nedeniyle bu kitlelerin çoğunlukla başka tetkikler sırasında tesadüfen saptandığını ifade etti.
Klinik vakalarda iyi huylu kitlelerle daha sık karşılaşıldığını belirten Prof. Dr. Cem İbiş, bu tür kitlelerin çevre dokulara yayılım göstermediğini ve büyüme hızlarının düşük olduğunu kaydetti. Çoğu zaman ameliyatsız, yalnızca düzenli radyolojik takip ile kontrol altında tutulabildiklerini ekledi.
Kötü huylu karaciğer kitleleri iki farklı şekilde gelişiyor. Prof. Dr. Cem İbiş, ilk grubun doğrudan karaciğerin kendi dokusundan kaynaklanan tümörler olduğunu, ikinci grubun ise vücudun başka bir bölgesinde başlayan kanserli hücrelerin kan yoluyla karaciğere yayılmasıyla oluşan ikincil kitleler olduğunu açıkladı. Günlük sağlık kontrollerinde en sık rastlanan kötü huylu kitle türünün bu yayılımla oluşan ikincil kitleler olduğunu vurguladı.
Karaciğer dokusunun esnekliği ve direnci nedeniyle tümörlerin erken aşamalarda belirgin şikayete yol açmadığını belirten İbiş, kitle büyüdükçe veya organ zarını germeye başladıkça bazı belirtilerin ortaya çıkabileceğini ifade etti. Sağ üst karın bölgesinde dolgunluk hissi, ağrı, nedeni açıklanamayan kilo kaybı, iştahsızlık ve halsizlik bu belirtiler arasında yer alıyor.
Hastalığın gelişimindeki en kritik risk faktörleri arasında kronik Hepatit B ve Hepatit C enfeksiyonları, aşırı alkol tüketimi ve kontrolsüz karaciğer yağlanmasına bağlı gelişen siroz tablosunun bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Cem İbiş, özellikle kronik karaciğer hastalığı veya hepatit taşıyıcılığı olan kişilerin rutin taramalarını aksatmaması gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Cem İbiş, karaciğer tümörlerinin yönetiminde en başarılı sonuçların, kitlenin henüz organ dışına yayılmadığı ve karaciğer fonksiyonlarının korunduğu erken dönemde elde edildiğini kaydetti. Görüntüleme teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde çok küçük boyutlu kitlelerin dahi kolaylıkla teşhis edilebildiğini belirtti.
Cerrahi müdahalenin karaciğer tümörlerinde hastalığı kontrol altına almanın genellikle en etkili yolu olduğunu ifade eden İbiş, karaciğerin kendini yenileme yeteneği sayesinde tümörlü bölgenin sağlıklı doku sınırlarıyla birlikte güvenle çıkarılabildiğini aktardı. Son yıllarda yaygınlaşan kapalı cerrahi yöntemlerin ameliyat sonrası ağrıyı azalttığını, enfeksiyon riskini düşürdüğünü ve hastaların daha kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini ekledi.
Cerrahiye uygun olmayan vakalarda ise kitlenin yakılması ve damardan lokal kemoterapi uygulanması gibi alternatif yenilikçi yöntemlerle başarılı sonuçlar alındığını belirten Prof. Dr. Cem İbiş, risk faktörlerini bilmenin, düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemenin ve olası belirtileri ciddiye almanın büyük önem taşıdığını vurguladı.






















Reklam & İşbirliği: [email protected]