Hacettepe Üniversitesi Perinatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Deren ve ekibi, Türkiye’de bir ilke imza atarak anne karnındaki bir bebeğin omurga açıklığını (spina bifida) minimal invaziv yöntemle başarıyla onardı. Bu ileri fetal cerrahi, annenin rahmi büyük bir kesiyle açılmadan, sadece birkaç milimetrelik girişlerle gerçekleştirildi. Operasyon, bebeğin doğum sonrası yaşam kalitesini artırmayı hedeflerken, bu tedaviye ihtiyaç duyan ailelerin yurt dışına gitme zorunluluğunu ortadan kaldırdı.
Prof. Dr. Deren, dünya genelinde sınırlı sayıda merkezde uygulanan bu yöntemin Türkiye’de başarıyla uygulanmasının ülkenin fetal cerrahi alanındaki teknik ve bilimsel seviyesini gösterdiğini belirtti. Operasyon, spina bifida tanısı alan aileler için önemli bir umut kaynağı oldu. Aileler, artık bu özel tedavi seçeneğine kendi ülkelerinde ulaşabiliyor.
Spina bifida, omuriliğin anne karnında tam kapanmamasıyla oluşan doğumsal bir hastalıktır. Bu durum, gebelik ilerledikçe omuriliğin amniyon sıvısı nedeniyle zarar görmesine yol açar. Hastalık, bebeklerde bacaklarda güç kaybı, yürüme güçlüğü, idrar ve dışkı kontrol sorunları ile beyinde sıvı birikimi gibi ciddi sağlık problemlerine neden olabilir. Fetal cerrahi, omuriliği gebeliğin geri kalan dönemindeki ek hasardan koruyarak, yürüme potansiyelini artırmayı ve beyinde sıvı birikimi riskini azaltmayı amaçlar.
Prof. Dr. Deren, yaklaşık 6,5 saat süren operasyon sırasında hem anneye hem de bebeğe anestezi uygulandığını açıkladı. Anne genel anestezi altında uyutulurken, bebeğe de kilosuna uygun dozda ilaçlar kas içine enjekte edildi. Bu yaklaşım, bebeğin ağrı hissetmesini önlemeyi ve ameliyat boyunca hareketsiz kalmasını sağlamayı hedefledi. Özellikle 20. gebelik haftasından sonra yapılan fetal cerrahilerde bu yöntem tercih edildi.
Operasyonun en zorlu aşamasının, bebeği anne karnında omurga açıklığını güvenli bir şekilde onarabilecek en uygun pozisyona getirmek olduğu ifade edildi. Sürekli hareket eden bir bebeğin sırtını istenilen noktaya çevirmek ve bu pozisyonu korumak büyük sabır ve deneyim gerektirdi. Milimetrik hassasiyetle gerçekleştirilen cerrahi, omurilik ve çevresindeki dokuların doğal anatomisine uygun şekilde kat kat onarılmasını içerdi. Bu süreç, sadece cerrahi teknik değil, aynı zamanda doğru planlama ve tüm ekibin kusursuz koordinasyonunu gerektirdi.
Prof. Dr. Deren, bu ameliyatın Türkiye’de uygulanabiliyor olmasının önemli bir gelişme olduğunu ancak her hastanede yapılabilecek bir girişim olmadığını vurguladı. Operasyon, ileri teknoloji, özel ekipman, yoğun altyapı ve perinatoloji, çocuk beyin cerrahisi, endoskopik cerrahi, anesteziyoloji, yenidoğan gibi farklı branşların uzun yıllara dayanan ortak deneyimini gerektiriyor. Bu nedenle dünyada da sınırlı sayıdaki referans merkezlerinde gerçekleştiriliyor. Amaç, uygun hastaların ülke dışına gitmeden bu hizmete ulaşmasını sağlamaktır.
Spina bifida tanısı, gebelik takipleri düzenli yapıldığında çoğunlukla anne karnında fark edilebiliyor. Özellikle 11-14. hafta ve 18-22. hafta arasında yapılan ayrıntılı ultrason incelemeleri büyük önem taşıyor. Erken tanı, tedavi seçeneklerinin zamanında değerlendirilmesini sağlıyor. Hastalığın oluşmasını önlemek için gebelik planlayan kadınların hamile kalmadan en az bir ay önce folik asit kullanmaya başlamaları ve gebeliğin ilk üç ayında da devam etmeleri gerektiği belirtildi. Daha önce spina bifidalı gebelik geçiren veya yüksek risk grubundaki anne adaylarında ise hekim kontrolünde daha yüksek doz folik asit kullanımı gerekebilir.
Reklam & İşbirliği: [email protected]