
Londra’da düzenlenen ESC 2026 Kongresi’nde açıklanan uluslararası bir rehber, kalp-damar hastalıkları ile kronik böbrek yetmezliği arasındaki tehlikeli kısır döngüye dikkat çekti. Rehber, Avrupa genelinde yaklaşık 100 milyon kişiyi etkileyen kronik böbrek hastalığının, kalp-damar rahatsızlığı riskini önemli ölçüde artırdığını vurguladı. Uzmanlar, erken tarama ve modern tedavi yöntemleriyle bu risklerin kayda değer oranda düşürülebileceğini bildirdi.
Rehber Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr. Kevin Damman, kalp ve böbrek arasındaki etkileşimin hastalar üzerindeki ağır yükünü belirtti. Damman, “İki hastalık birbirinin ilerleyişini doğrudan besliyor; bu tablo da hastaların erken yaşta diyalize bağımlı hale gelmesine veya kalp kriziyle karşılaşmasına neden oluyor. Buna karşın, son dönemde geliştirilen pratik tedavi yöntemleri sayesinde söz konusu riskleri kayda değer oranda düşürmek elimizde” ifadelerini kullandı.
Uluslararası rehber, kardiyoloji kliniklerinde takip edilen tüm kalp hastalarına rutin böbrek taramalarının uygulanmasını tavsiye etti. Bu taramalar, kanda kreatinin ve idrarda albümin seviyelerini ölçerek böbrek fonksiyonu hakkında bilgi sağlıyor.
Oxford Üniversitesi’nden Prof. Dr. William Herrington, kardiyologların böbrek fonksiyon testlerine daha sık başvurması gerektiğini vurguladı. Herrington, “Erken tarama sayesinde yüksek risk grubundaki hastalar, belirtiler ilerlemeden tespit edilebilir” dedi.
Uzmanlar, böbrek fonksiyon kaybını yavaşlatan ve kalp krizi riskini düşüren yeni nesil SGLT2 inhibitörleri, RAS inhibitörleri ve statin tedavilerine erken dönemde başlanmasının hayati önem taşıdığını bildirdi. Bu tedavilerin, hastaların yaşam kalitesini artırma potansiyeli bulunuyor.
Rehber ayrıca, böbrek yetmezliği bulunan hastalarda bazı geleneksel kalp ilaçlarının vücuttan atılımının güçleştiğini hatırlattı. Bu durum, kardiyoloji ve nefroloji uzmanlarının iş birliği içinde çalışarak kişiye özel doz ayarlamaları yapmasını gerektiriyor.






















Reklam & İşbirliği: [email protected]